Vira Vegan! (Balıklar, Deniz ve Özgürlük Üzerine)

Vira Vegan! (Balıklar, Deniz ve Özgürlük Üzerine)

Denizi seviyorum. Hayvanları sevdiğini söyleyip de onları sömürmeye ve öldürmeye devam ettiğinin farkında olmayan insanların ”sevgi” anlayışı değil burada kastettiğim. İçinde hiçbir çelişkiye ya da tutarsızlığa yer vermeyecek türden, dürüst bir sevgi anlayışı bu. Yılın yarısını onun sessiz ve engin kucağında, diğer yarısını ona geri dönmeyi bekleyerek geçiriyorum. Çocukken deniz sınırsız ve tanımı zor bir bölge gibi gelirdi, büyüdükçe bu hissin aslında ne kadar da doğru olduğunu anlamaya başladım. Bildiğim ilk ve tek deniz Marmaris körfezi iken, yıllar içinde ülkenin güneybatı kıyılarından sonra, uzak denizleri keşfederken ve özlerken buldum kendimi.

Şehir yaşantısının getirdiği stres, beklentiler, kaygılar, içinden bir türlü çıkamadığımız, bitmek bilmeyen yoğun düşünce bulutlarının boynumuzun arkasında birikmesi ve omuzlarımızı düşürmesi gibi günlük yaşantının diğer kısıtlayıcı bir çok sıkıntılarından, kısa bir süreliğine de olsa uzaklaşmak için çoğumuzun sığındığı bir yerdir deniz. Yazları tatile, kışları ise hafta sonu temiz hava almak için bir çay içimine, hep ona gidilir. Denize yüklediğimiz ”romantizm” bir yandan da gözümüzün önünde olan gerçekleri görmemizi zorlaştırıyor. Sadece yüzmek, su sporları, tekne turu vs için, içinde/üzerinde vakit geçirdiğimiz denizin, kendi içinde karadaki gibi bir yaşam dinamiğine sahip olduğunu, bilinç sahibi ve hissedebilir milyonlarca canlıya yuva olduğunu ”çoğu zaman” unutuyoruz. Denizi ne kadar sevsek, onu ne kadar romantize etsek de aslında ona bir o kadar uzağız. Uzak olmamızın nedenini ise günlük eylemlerimize bakarak söylemek zor değil. Özlenen veya kavuşulamayan sevgiliye deniz başında dökülen şiirler, onun kıyısında planlanan birçok gelecek, kurulan hayaller, oracıkta temeli atılan yeni bir yaşama dair alınan kararlar… Birçok insan denizi çok sevdiğini söyler ama kimse onu ve içindeki canlıları korumak için ”rakı-balık”taki balıktan vazgeçmek istemez. Sadece sevmek yeterli değil, ayrıca denizi ve içindeki sayısız yaşam formunu korumak için harekete geçmemiz de gerekiyor. Balıkların da bilinç sahibi, acıyı hisseden canlılar olduğunu her defasında hatırlatmalıyız. Balıklar rakının yanında, insanların midesine inmek için ölmek istemez.

Her yıl 640.000 ton ”balıkçılık” malzemesi denizlere atılıyor. Denize atılan (hayalet) ağlar her yıl 130.000 den fazla deniz canlısını (deniz aslanı, fok, balinalar, yunuslar, deniz kaplumbağaları, deniz kuşları ve sayısız daha birçok tür)  öldürüyor ve deniz tabanındaki yaşamı da kurutuyor. Geçtiğimiz 30 yıl içinde yalnızca ticari balıkçılığın öldürdüğü balina sayısı 35.000 in üzerinde. Kuzey Pasifik Okyanusu’nda bulunan büyük çöp alanının yanı sıra, tüm iç ve açık deniz kıyılarının, ticari deniz yollarının deniz dibindeki atık miktarı ise kesin olarak bilinmemekte. Zihninizde canlanması açısından örnek vermek gerekirse, geçtiğimiz Kasım ayında Bodrum’da küçük bir alanda gerçekleştirilen deniz dibi temizleme çalışması esnasında, yalnızca 2 saat içinde 235 kilo atık çıkarılmıştı ve çıkarılan atıklar (battaniye, sandalye,damacana, araba lastiği, elektronik pek çok alet ve daha birçok atık) görenleri şaşkına çevirmişti. Okyanuslarda bilinen ve kayıt altına alınan, oksijenin seviyesinin sıfıra indiği 500 civarı ölü bölgenin yanı sıra, bilinmeyen sayısız ölü bölgenin olduğu da tahmin ediliyor. Plastik temelli atıkların denizler için büyük bir sorun olduğu bilinmekte ancak balıkçılığın ve hayvancılık endüstrisinin küresel ısınma, iklim değişiklikleri ile olan bağlantısının, nesli tükenen deniz canlıları, ölü okyanus bölgeleri ve deniz kirliliğinden de sorumlu olduğu artık bir sır değil.

Liseden beri balinalara, yunuslara büyük bir ilgi ve merak besliyordum. Denizde çalıştığım yıllar içinde birçok defa sayısız yunus görme şansım oldu. Rüyalarımda ise sıklıkla Orka ve balina görürüm (gerçekte henüz bir balina göremedim). Bazen, aniden ortaya çıkıp tekne ile yarışmak için pruvaya yönelen yunusların dakikalarca nasıl bir sürat ve coşku ile yüzdüğünü görünce, bu canlıların doğal yaşamlarından koparılıp, yalnızca para için küçücük havuzlara/akvaryumlara hapsedilmesinin ne kadar da büyük bir haksızlık, adaletsizlik olduğunu insanların anlayamıyor, göremiyor olmasının şaşkınlığını yaşıyorum, sizlerin de benzer hisler içinde olduğunuzu düşünüyorum. O yüzden ne kadar çok insanı bilgilendirmek, eğitmek gerekiyorsa o kadar çok insana ulaşmamız bu canlıların özgürlüğü/yaşamı için çok önemli. Her fırsatta, akvaryumların, hayvanat bahçelerinin, pet shopların, kısacası hayvanların hapsedildiği, sömürüldüğü, kullanıldığı her yer ve durum hakkında çevremizi bilgilendirmek çok önemli. Birileri beni zorla kaçırıp, bir yere kapatsa başkalarının küçük de olsa, elinden ne gelirse beni oradan çıkarmak için bir şeyler yapmasını isterdim. Siz de öyle olmasını istemez miydiniz?

Şimdi hatırladım da, 2017 yazında Sorrento açıklarında, seyir halinde denizi izlerken, yukarı doğru püsküren beyaz köpükler görüp, ”acaba mı?” diye çok heyecanlanmıştım. Çok uzak olduğu için dürbünle bakmak zorunda kalmıştım, püsküren su dışında bedenini göremediğim o canlının İspermeçet (Kaşalot) balinası olduğunu düşünüyorum. Umarım bu geçen yıllar içinde hep güvende ve insan müdahalesinden uzak kalabilmiştir. Hiç görmesem, göremeyecek olsam da onların güvende ve sağlıklı olmalarını diliyorum, diğer pek çok hayvan için de dilediğim gibi. Kendi adıma şunu söyleyebilirim ki vegan olduktan sonra, sevmenin ”dokunmak” ya ”sahip olmak” olmadığı gerçeğine uyandım. 2015 yazında yunan sularında seyirdeyken okuyup bitirdiğim Erich Fromm’un ”Sevgi Sanatı”nı, merak edenlere tavsiye edebilirim. ”Sahip olma” arzusu özünde olduğumuz kişiden bizi uzaklaştıran bir tuzak gibi. Sahip olmadan, dokunmadan, hapsetmeden de sevmek ise vegan dünyada mümkün. Çünkü yalnızca vegan dünyada sevmek, sömürmek ve öldürmek anlamına gelmiyor, çelişkilerden ve tutarsızlıktan uzak olan ”gerçek” sevgi, bir veganın kalbi. 

Not: Başlıktaki ”vira” kelimesinin anlamı
1) Ünlem, denizcilik – Maçuna (vinç) ve başka makinelerin çevrilmesi/kaldırılması için verilen komut
2) Aralıksız, sürekli olarak

Özgürce Yüzen Yunus

Beğendiniz mi?

3 0

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacakGerekli alanlar işaretlendi *

Bu HTML etiketlerini ve niteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Kayıp Şifre

Kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin. E-posta yoluyla yeni bir şifre oluşturmak için bir bağlantı alacaksınız.

Araç çubuğuna atla